Giriş yap все шаблоны для dle на сайте newtemplates.ru скачать
 
  • 00:28 – HOPA'DA FABRİKA KURULDU "halk üretiyor, halk işliyor, halk kazanıyor’." 
  • 17:07 – YÖREMİZE ÖZGÜ (Lazca) ARMUT FİDANI ÇEŞİTLERİ DİKİLDİ 
  • 19:23 – BATUM'DA POLİS İLE ÇATIŞTILAR 33 YARALI VAR 
  • 19:14 – 2017 AYDER FESTİVALİ NE ZAMAN YAPILACAK? İŞTE DETAYLAR 
  • 13:23 – LAZCA ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ 
  • koltuk yikama


Kimsesizlerin dili (Lazca hakkında bir kaç tesbit)

Bir söz vardır "Size ne kadar genç göründüğünüzü söyleyenler, böylelikle yaşlanmış olduğunuzu da ima ederler".
İnsanlar yaşlanmanın ölüm, dolayısı ile son olduğu düşünerek, hiç kimseye yaşlılığı yakıştırmazlar. Gençlik ise tam tersi. Yaş, Ölüm sanılan yaşlılığa ne kadar uzak ise o kadar güvendeler. Her insan yaşlanabilecek kadar şanslı ise...
Bu yazımızda yaşlılığın hayat olduğunu, yaşlanamayan insanlarınve dillerin ölüm anlamına gelebileceğini anlatmaya çalışacağım.
"Küresel dünya" hayatımızın her alanını etkilediği gibi, kalbın kapısı olan dilimizi de etkilediği açıktır. Her dilde farklı kelimelerin kullanıldığı günümüzde, gün gelecek belkide her dil mensupları kendi dillerini kullanarak diğer farklı bir çok dili kullananlar ile anlaşır hale gecek. Bu mahsumane etkileşimin yanında konuşulmayan dilleri daha büyük tehlikeler bekliyor.

Laz dili gibi daha çok köylerde kullanılan, resmi olmayan dillere mensup ailelerin çocukları büyük şehirler ve kasabalarda, topluma açık (kamusal) alanlarda Lazca'yı kullanmıyorlar, kullanamıyorlar. Konuşulmayan diler ölürler. Tıpkı "havaya atılan taşın düşer" gerçeği gibi. Etnik dillerin konuşulmamasının bir çok nedenlerinden bahsetmek mümkündür.

Resmi olmayan dillerin toplumda konuşulması yanlış algılandığı korkusu bu dilin toplumda konuşulmamasına neden oluyor.
Bunu şuradan alıyoruz; İşim gereği bir kaç ülkeye gittim. Yabancı ülkelerde sokakta, otobüste, metroda ve diğer açık alanlarda hiç çekinmeden yüksek sesle Lazların Lazca konuştuklarını gözlemledim. bu rahatlık yabancıların kültüre verdikleri önem ve bir çok yabancı dilin konuşulduğu ülke rahatlığından kaynaklandığını düşünüyorum. Aynı insanlar kendi ülkelerinde kendi aralarında Lazcayı kullanmadıklarını gördüm. Kendini, kendi anadili ile ifade etme gücünden taviz vermeleri; "ülkemizde nasıl algılanır" korkusu ili ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bu düşünce ile ilk tanışmaları yasakçı zihniyetlerin hüküm sürdüğü okullarda oldu. Laz dilini ve kültürünü araştırmalarımda bir çok köyde "okullarda Lazca konuşana ceza" verildiğini söyleyenlerle tanıştım. Bu gibi Lazcaya yapılan baskıları merhum M.Recai Özgün Lazlar adlı kitabında da dile getirmişti. Bilgi vermesi gerekenler, En temel hak olan Ana dilini konuşanlara "ceza verdirmeleri" çok düşündürücü bir durumdur. Bu cezaya maruz kalanların çoğu devletine olan inançları o dönemde zedelenmiş durumda idi. Bu insanlar o günlerden bahsederken hâlâ lânet cümleleri kuruyorlar.

Mek'alesk'irit ilkokulu Rize/Çamlıhemşin Dikkaya Köyü

Lazcanın yaygın olduğu köylerde geçmişte yaşam dili açısından Lazca konuşma oranı %100 idi. Belkide Lazcanın yok olmaya karşı direnci bu oluşturdu. Lazcanın konuşulduğu yerlerde hala güncelliğini koruyan geçim sıkıntısı ve işsizlik buradan büyük şehirler göç etmelerine neden oldu. Göç sonrası farklı şehirlerde doğan çocuklarına kendi dillerini ve kültürlerini öğretemeyen azınlık anne-babalar büyük paralar kazandılar ama kültürlerini az da olsa kaybettiler. Lazcanın kalesi köylerde ise çocukları taşımalı eğitim sistemi ile büyük kasabalara ve şehirlere taşındılar. Yeni arkaşlarını Türkçe selamladılar. Gencecik beyinlerin kendi kültürünü yaşatma çabasını beklemek fazla iyi niyetli olur. Bu beraberinde Lazcanın konuşulmasını kısıtladı. Günümüzde çocuklar oyunlarından tutun ifade diline kadar her şeyde Lazca kullanmadıkları görünüyor. Bunda geçmişte "Türkçeyi iyi öğrensinler" diye evlerinde Lazca konuşturmayan anne-babaların kusurları da yok değil.

Etnik dillerin ülke bütünlüğünü tehtit unsuru imiş zannedilmesi ki; Bu, geçmişten gelen baskıcı olduğu düşünülen sistemin zehirli meyveleri günümüzde ortaya çıktığı görünüyor. Bunun uzantısı olarak günümüzde ise bir dilin "illegal örgütlerin anadillerini kullandıkları" düşüncesini taşıyanlarin sayıları hayli fazla. BU dillere oan tepkilerini Lazca gibi mahsum dili aynı kefeye koyacak göstermeye başlıyorlar.Tabir yerinde ise pire için yorgan yakıyorlar. Bu dile baktığımızda Lazca ile kıyaslanmayacak kadar zihinsel ve kültürel farklılıklar açıkça görünmektedir. Zaten diğer ülkelerde bu dillerin resmi dil olduğu ve kaybolma tehlikesinin olmadığı görünüyor. Bu yüzden bu gibi diller ile siyasi zeminde hak aramaları, anadillerin özgürce konuşulmasını haklı olarak istemeleri, halk tarafından dilin siyasete kullanılması gibi algılanıyor. Yıllardır farklılıkları "tek tip düşünce" gibi anlatılan insanların bu ön fikirlerin aşacaklarını beklemek çok iyi niyetli yaklaşım olur. Hâlâ farklı dilleri tanımayan, isimlendirmesi bile olmayan partileri görmekteyiz.

Dilimiz Yaşlansın Hayat Bulsun
Muhlamanın müthiş tadından olsa gerek tuluma dayanamayız. Duydukmu sesini hop oturur hop kalkarız. Hatta bu ritmik aşktan olsa gerek Laz sanılan Karadenizşivesi ile de konuşmaya çalışırız. Fıkralarda geçen "Laz" sanılan karakterlere güleriz, Memleketlere bayılırız.
"Her taraf yemyeşil, orman, deniz..." Ama ne zaman dilimizi yaşatalım dediğimizde korkular, kuşkular ve zanlar devreye giriyor. Kendimizi bile ifade ederken "aslında ben lazım ama önce şuyum buyum" demeye başlıyoruz. Daha ne olduğunu ifade edemeyen insan neye muafak olabilir ki? Sanki kim olacağına, kimden olacağına kendisi karar verebiliyormuşş gibi koltuğuna bir kaç karpuz sığdırmaya çalışıyor. Böylesine iki farklı ırktanım diyen çift karakterler bir an önce ne olduklarını tanımlamaların lazım diye düşünüyorum.
Lazcayı yaymak, konuşmak, konuşulmasına uygun ortam sağlamak lazım.
Dil yok olursa kültür de yok olur. Geçmişte anne-babamız, nine-dedelerimiz ile Lazca yaşadığımız anılarımızı yeni nesillere aynı dilde aktaramıyor isek biz ne kadar mirasımıza sahip çıkıyoruzu tartmak lazım..
Babmızdan kalan arazi için yapmadıklarımız kalmıyor iken, en önemli miraslarını heba etmeyelim.
Kavga ve kaba kuvvetin muhtemel olduğu bir yerde "bu işi konuşarak çözelim" derler.
Gelin sahipsiz kalan Lazca'yı Konuşarak çözelim. Konuşalım, konuşturalım....

Ramazan Kosanoğlu.
www.lazca.org
ramox@hotmail.com

 




Yorum Yaz
Sosyal Ağlarımız
  • Facebook
  • Twitter