DataLife Engine > Lazların Tarihi > LAZLARIN TARİHİ

LAZLARIN TARİHİ


20-08-2016, 09:14. Yazar: Lazca


LAZLARIN TARİH SAHNESİNE ÇIKMALARI:KOLHİDA (KOLHİS(KOLXİS) YA DA KOLHA, KOLHETİ, KOLHİDA LAZCA: ǨOLXA, GÜRCÜCE: კოლხეთი)DEVLETİ.(M.Ö.12-MİLADİ .1 YÜZYIL ARASI)

Lazların en eski ismi Kolhi’dir ve bu ismin geçtiği ilk tarihi kaynakta,M.Ö.764 yılında Urartu kralı olan, II.Sarduri’nin dönemine ait bir kitabedir. Urartu krallığına ait bu kitabede, kral II.Sarduri'nin seferleri anlatılırken, kuzeydeki “Kulha” isimli bir ülkeden ve “Kulha” halkından da bahsedilir. Urartu dili ve tarihi uzmanları, bahsi geçen bu ülkenin, antik batı kaynaklarında da ismi benzer şekilde geçen, Doğu Karadeniz’deki “Kolha ülkesi” olduğu konusunda hemfikirdirler.

Kolhlara günümüzde kullanılan isim olan Laz isminin verilişi ve yaygınlaşması milattan sonraki yüzyıllara tekabül eder. Etnik bir terim olarak Laz kelimesi, ilk olarak Plinius'un "Naturalis Historia" adlı eserinde geçmekte olup, Procopius’un da belirttiği gibi "Lazlık" birden fazla Kolhis kabilesi tarafından zamanla benimsenmiş bir isim olmalıdır. MS.6. yüzyılda Doğu Karadeniz’i bizzat gezip, elde ettiği bilgileri ve gözlemlerini kaydeden Bizanslı tarihçi Agathias, bu durumu kesin bir dille ifade etmektedir;“…Lazika’da yerleşik olanlar, eskiden Kolhiler olarak bilinirlerdi ve bu Lazlar ile Kolhiler de aynı halktır...” (Agathias, II. 18.4).

Aynı dönemin bir başka Bizanslı yazarı, Lydus da; yakın zamana kadar “Kolhida”olarak bilinen ülkenin, kendi döneminde “Lazika” olarak adlandırıldığını yazar ve Lazlardan bahsederken, kendisi de “Kolhi” terimini kullanır.


Lazların kullanılan diğer isimleri Egrisili, çoğunlukla Gürcülerin kullandığı ‘’Çani ’ ’İsmidir. Bu isim değişik yazılışlarda muhtelif eserlerde yer almıştır.Tcani,Tsan,Chan,San,Ç’ani,Tjani gibi. Gürcüler bu günde Lazlara Çani, Ermenilerin de "Çen" demektedir.

Tzani/Tzannoi ve Tsani/Tsannoi (Τζάνοι),Çani ismi ise ise Lazların (Λαζούς), Yunan ve Gürcü kaynaklarında geçen diğer adı olup, günümüzde Lazca konuşulan Lazonanın batısında,,Roma ve Bizans yönetiminde kalıp, erken dönemde asimile edilen Lazları ifade etmek için de kullanılmıştır.

Bu da tarihte Trabzon'da yaşayan Tzani/Tzannoi ve Tsani/Tsannoi olarak adlandırılan halkın bir Kolhis kavmi olduğunu ve Kolhis'in 3. yüzyıldan sonraki mirasçısı olan Lazikalı Lazların bölgedeki versiyonu olduğu ispatlamaktadır.

Lazların tarihi yurtları Batıda Trabzon’a kadar uzanan Karadeniz kıyıları,doğuda da günümüz Abhazya Cumhuriyetine kadar Bütün Gürcistan devletinin Karadeniz kıyıları ve buralara yakın olan yerlerdir.

Lazların en eski tarihleri,Kolheti yönetim ve kültür alanıyla yakından ilişkilidir. Antik bir devlet olan Kolhida Devleti’nin net bir tarih olmamakla birlikte M.Ö 12-11 yüzyıllar arasında kurulduğu tahmin ediliyor.

Kolheti yönetim alanı günümüz Gürcistan devletinin Karadeniz kıyıları ve kıyılara yakın yerler ve güneyde Karadeniz’i izleyerek Trabzon’a kadar uzanmaktaydı.Bu antik devletin kuruluşunda Lazların etkili olduğu daha sonra diğer Kafkas halklarının da bu uygarlığa katkılarının bulunduğu anlaşılıyor. Gürcülerin Kolhidayı tamamen kendi uygarlıkları saymalarının kökeninde, resmi tarih yaratma çabaları olarak görebiliriz. Kolheti,Homerik çağ Greklerin ilgi alanıydı.Argonotlar,Karadeniz’i aşarak altın postu ele geçirmek için kral Aeetes(Ayet)’in ülkesi Kolhetiye ayak basmışlardı. Altın post efsanesi, Grek tacirlerin bölgeyle olan ticari ilişkileri konusunda önemli ipuçlarını gözler önüne sermektedir.

Pers imparatoru II.Kuruş'un M.Ö.546 yılında gerçekleştirdiği Lidya seferinden bahseden ve o dönemlerde yaşayan kralların sahip oldukları zenginliklere değinen Plinius, bu zengin krallar arasında Kolha ülkesinin Saulak isimli kralına da yer vermiştir ;“Aietes’in soyundan gelen Kolkhis kralı Saulakes, Suani bölgesinde ve diğer bölgelerde sahip olduğu el değmemiş geniş arazilerde, büyük miktarlarda altın ve gümüş madeni elde etmişti.Onun krallığı ayrıca “Altın post” nedeniyle de meşhurdu.” (Naturalis Historia XXXIII. xv)

Arkeolojik bulgular da, Kolha ülkesinde merkezi bir devlet örgütlenmesinin, bu yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış olabileceğini göstermektedir. Muhtemelen, bu yıllarda güçlü bir krallık çatısı altında birleşen Kolha derebeylikleri, doğu komşuları olan güçlü İran Hahameniş imparatorluğunun sınırları dışında, bağımsız bir devlet olarak varlıklarını devam ettirmişler, ama aynı zamanda İranlılarla yakın ittifak ilişkileri içinde olmuşlardır.

MÖ.500 ’lü yılların sonuna doğru yazıldığı tahmin edilen, Hekataeus’un Periegeseis isimli coğrafya eserinde de, Kolha ülkesinden ve Kolhalılardan(Lazlardan) bahsedildiği bilinmektedir

MÖ.440’lı yıllarda yazıldığı tahmin edilen, ünlü ve bir o kadar da tartışmalı eserinde Herodot, verdiği önemli bilgilerin yanında, çelişkili yorumları ve hatalı bilgileri ile tarihçilerin işini oldukça zorlaştırmıştır. Bizzat görmediği halde, Kolha ülkesi ve Kolhalıların kökeni ile ilgili yorumlar da yapan Herodot, kitabının bazı bölümlerinde,muhtemelen isim benzerliği nedeniyle, onları Afrikalı bazı kabilelerle karıştırmıştır.

Elde edilen arkeolojik bulgular, MÖ.5. yüzyılın son çeyreğinde, Kolha kültürünün yüksek bir üretim seviyesine ulaştığını ve merkezi feodalizmin diğer uygarlıklarla karşılaştırılabilecek düzeyde gelişmiş olduğunu göstermektedir.Nispeten izole bir yaşam sürmeye devam eden dağlı kabilelerden farklı olarak,merkezi Kolha’nın ova kültürü; Yunan ve Pers kültürleriyle güçlü bir etkileşim içinde gelişmiştir,

Aynı döneme ait Kolha yapımı çanak çömlek ürünlerinin miktarı ve yaygınlığı da,bölgedeki ekonomik yapının üst düzeyde gelişimini göstermektedir. Kolha yapımı çanak çömleklere, önemli bir ihraç ürünü olarak, ülke dışındaki topraklarda da rastlamak mümkündür.

Karadeniz’in kuzey kıyılarında Don nehri havzasında yapılan arkeolojik kazılarda, bu dönemlere ait Kolha yapımı çanak çömlek örneklerine rastlanmıştır.

Ekonomik ve kültürel gelişimin doğal sonucu olarak gelişen ülkeler arası ticaret,kültürler arası etkileşime de zemin hazırlamıştır. Doğuda İran kültürü ile, Karadeniz sahillerinde Yunan ticaret kolonileri ile kurulan ilişkiler, Kolha kültürünün gelişim sürecinde önemli etkiler yaratmıştır.

Bugünkü Kobuleti kasabası civarında, aynı yüzyıla ait bir Kolha mezarlığında yapılan arkeolojik incelemede, o dönemde bölgenin kültür dokusunda meydana gelen değişikliklere ilişkin ipuçları elde edilmeye çalışılmıştır. Buna göre 167 mezarın 42 tanesinde, cenaze güneşin doğduğu istikamete doğru gömülmüştür.

19 mezarda toplam 49 tane sikke bulunmuş olup, Sinope kaynaklı bir sikke dışında, diğerlerinin tamamı Kolha sikkesidir.

MÖ.5. yüzyılın son çeyreğinde, Babil bölgesindeki bir savaştan ülkelerine dönmekte olan bir Yunan ordusuyla birlikte bugünkü Trabzon bölgesinde yaklaşık bir ay konaklayan Ksenofon da bunu doğrulamakta ve o sıralar Phasis bölgesinde “Aietes” soyundan gelen bir kralın hüküm sürdüğünü bildirmektedir. Güçlü ve bağımsız bir merkezi yönetime sahip olduğu anlaşılan Kolha’nın aynı zamanda da zengin bir ülke olduğu, yine Ksenofon’un notlarından anlaşılmaktadır.

Ksenofon, Anabasis isimli eserinde, Doğu seferinden dönen bir Yunan ordusunun,Doğu Anadolu’yu Güney’den Kuzey’e geçerek MÖ.400 yılında30 Karadeniz’e ulaşmasını ve Trapesoz'daki Yunan ticaret kolonisinin yardımıyla Yunanistan’a geri dönmesini anlatır.

Tarihe “Onbinlerin dönüşü” olarak geçen bu seferin tüm ayrıntılı kayıtları, bu sefere katılan Ksenofon tarafından tutulmuştur. Ksenofon’un kendi gözlemlerine dayanan bu kayıtlar, yerli halkı Kolha kültürüne mensup olan, ancak Kolha krallığının yönetim sınırları dışında kalan, bugünkü Trabzon bölgesine dair en eski ve en ayrıntılı tarihsel verileri içerir. Yazarın bölgeye ilişkin gözlemlerinin son derece gerçekçi ve tutarlı olması nedeniyle, bu çalışma, bölgeyle ilgili en eski güvenilir antik yazılı kaynak niteliğini taşımaktadır.

Ksenofon’a göre; Yunanlılar Makronlar’a amaçlarının istilâ değil denize ulaşmak olduğunu söylemişler ve onların geleneklerine göre mızraklarını karşılıklı değiştirerek tanrıların tanıklığında barış yapmışlardı.

Makronlar da kendilerine yol açarak sahile ulaşmalarına yardım etmişlerdi. Ancak daha aşağıda sahile yakın kesimlerde yaşayan yerli halk ,Yunanlılara Makronlar kadar dostça davranmamıştı.

Ksenofon’un “Kolhiler” olarak tanıttığı bu insanlar, Yunanlıları tuzağa düşürmüşler ve terk ettikleri köylerinde bol miktarda zehirli bal (deli bal) bırakarak, Yunanlıların kitle halinde komaya girmelerine neden olmuşlardı.

Yunanlılar, ölümcül bir etkisi olmayan bu balın etkisinden ancak üç dört gün sonra kurtulup yollarına devam edebilmişlerdi. Daha sonra iki günlük bir yürüyüşle Trapezos’a ulaşan Yunan ordusunun erzak sıkıntısına düşmesi ve bu nedenle yerli halka saldırarak köylerini yağmalaması da, Anabasis’te ayrıntılı şekilde anlatılmıştır ;

“... Karadeniz kıyısındaki Trapezos, Sinope’nin Kolhilerin ülkesindeki kolonisidir. Orada otuz gün kadar Kolhilerin köylerinde kaldılar. Bu köyleri üs olarak kullanıp Kolhilerin ülkesini talan ettiler.

MÖ.335 yılına doğru, PseudoSkylax tarafından hazırlanan bir coğrafya kitabında da, Kolha ülkesi ile ilgili bilgiler yer almaktadır.

Skylax, sahil boyunca sıraladığı tüm bu yerlerin dışında, Kolha ülkesinin iç kısımlarında, Phasis nehrinden yaklaşık 3035 km içeride olduğunu belirttiği, ancak ismini açıklamadığı, yerlilere ait büyük bir kentin varlığını da bildirmektedir.

Skylax’ın bahsettiği bu kent, muhtemelen Phasis nehri havzasında, bugünkü Vani mevkiinde kalıntılarına ulaşılan antik Kolha kentidir. Bu bölgede yıllardır yürütülen kazılar sonucu, Kolha uygarlığına ait bir çok buluntu elde edilmiştir. Bu yerleşime ait kalıntılar, yine Sairhe civarında bulunan diğer bir antik Kolha yerleşim kalıntılarıyla birlikte, şu ana dek ulaşılabilen en büyük iki yerleşimden birinin, ve muhtemelen de Kolha başkentinin izlerini günümüze taşımaktadır.

Kolhalıların günümüze ulaşabilen bir yazı dilleri olmaması nedeniyle, Kolha ülkesinin bu en büyük kentinin ismine dair kesin bir kayda ulaşmak, mümkün olmamıştır.

Büyük İskender’in, Pers İmparatorluğunu ele geçirerek, Ortadoğu'da İran egemenliğine son verdiği yıllarda(M.Ö.4.y.y), Doğu Karadeniz’de varlığını devam ettirmekte olan Kolha krallığı, bu gelişmelerden etkilenmemiş ve bağımsızlığını korumuştur.

Bu yıllara tarihlendirilen çok sayıda Kolha sikkesi, ülkede merkezi bir siyasi otoritenin varlığını göstermektedir.Bu yıllarda Kolha ülkesi ile ilgili ilginç bir kayıt da, Büyük İskender’in Doğu seferine katılarak, Anadolu ve Ortadoğu’yu dolaşan Aristoteles’e aittir.

Hayvancılığı konu aldığı bir yazısında Aristoteles, Phasis bölgesindeki küçük cins sığırların,Yunanistan’daki büyük sığırlara göre çok daha fazla süt verimine sahip olduğunu Bu yıllarda Kolhalıların, sadece hayvancılıkta değil, diğer alanlardaki gelişmişlik düzeyleri de ilgi çekici ayrıntılarla günümüze ulaşmıştır.

Ksenofon, “Avcılık” isimli bir çalışmasında, keten dokumalarıyla tanınan Kolhalıların, ürettikleri kendir iplerinin de,ağ yapımında en makbul malzemelerden biri olduğunu vurgulamaktadır.

Çok eskiye dayanan bir metalürji birikimine de sahip olan Kolhalılar, para basımı konusunda da oldukça yetenekliydiler. Elde edilen arkeolojik bulgular, onların bu potansiyellerini, kendi Kolha sikkelerinin dışında da kullanmış olduklarını göstermektedir.

Çağının en önemli coğrafya kitabını yazan Amasyalı Strabon, daha sonra yaptığı bazı düzeltme ve eklemelerin dışında, büyük kısmını, en geç MÖ.5 yılına doğru tamamladığı düşünülen bu eserinde, Doğu Karadeniz sahilleri ile ilgili önemli bilgiler vermiştir.

Strabon, Doğu Karadeniz’den bahsettiği bölümün ilk kısmında,Kolha’nın kuzeyindeki sahillerde yerleşik olan denizci kabilelerin yaşam biçimleri ile ilgili ayrıntılı bilgiler verir;Doğu Karadeniz’de, sarp kayalık sahillerde oturan ve denizcilikle geçinen topluluklar ile dağlık kesimlerde yaşayan toplulukların dışında, üretim ilişkileri ve yaşam biçimleri açısından üçüncü temel grubu teşkil eden, merkezi bölgelerdeki ova toplumu da, Strabon tarafından ayrıca değerlendirmiştir. Uzun süredir Yunan kültürü ile yakın ilişkiler içinde olan merkezi Kolha halkı, diğer batılı antik yazarlar gibi Strabon’un gözünde de, nispeten daha “uygar” bir toplum görünümündedir.

M.Ö 7.yy’dan itibaren, Grek koloniciler Trapezus(Trabzon),Baths(Batum),Phasis(Poti),Diascurias(Sohumi) gibi ticaret merkezlerini Karadeniz kıyılarında kurmaya başladılar. Homeros Odysseia adlı eserinde kral Ayetin ülkesi Kolhetiyi de anmaktadır. Günümüzde yapılan arkeolojik kazılar gün ışığına çıkarılan en eski antik kent ve diğer yerleşim birimleri ve diğer bulgular, yazılı kaynaklar Kolhetinin maddi zenginliklerini ve kültürünü gözler önüne sermektedir.yapılan bilimsel çalışmalar kolhetinin de içinde bulunduğu bölgenin eski taş devrinden beri insanların yaşama alanı olduğunu göstermektedir.

Karadeniz, Grekler ve Kolhlar arasında önemli ve sürekli rekabet alanıydı.Kolhlar,Çoruh’u aşarak Trabzon’un doğusuna kadar olan bölgeye yerleşmeye başlamışlardı.Kolheti M.Ö. 1 yüzyıldan itibaren saldırganlara karşı savaşmak zorunda kaldı. Bu saldırganlardan ilki Roma İmparatorluğu idi. M.Ö. 1.yüzyıldan sonra Kolheti ve Kartli(Gürcü)arasında birbirleri üzerinde egemenlik kurmayı amaçlayan sürekli savaşlar yaşandı. Bu savaşlar sonucunda Roma imparatorluğu bölgeye askeri müdahalede bulundu. Romalı saldırganlar Kafkasya’ya girdiğinde güneyde üç krallık bulunmaktaydı.Kolheti,Kartli(gürcü) ve Albanya Krallığı.Pompeius M.Ö. 1 .yüzyılda Albanyayı(67),Kartli(65)ve Kolhetiyi(64) ele geçirdi.

LAZLARIN İKİNCİ DEVLETİ LAZİKA (EGRİSİ ,LAZCA: LAZİǨA (LAZİK’A), GÜRCÜCE: ლაზიკა, İTALYANCA: EGRİSİ, YUNANCA: LAZİKĒ, , FARSÇA: LAZİSTAN)DEVLETİ.(MİLADİ.1-7 .YÜZYILLAR)

MÖ 2. yüzyılda Trabzon'da adına bastırılmış sikkeler bulunan “Akos” isimli bir Kolkhis kralından bahsedilse de bu dönemle ilgili detaylı bilgi yoktur. Bu ve takip eden yüzyılda Kolkhis Krallığı'nın merkezi otoritesi zayıflamış neticede yerini daha batıda Halys (Kızılırmak) havzasında Canik (Tzanika) civarında filizlenen yeni bir güç olan Pontos Krallığı'na bırakmıştır. Yine Antik Kolkhis kralları gibi Mithra(Güneş'ten) ismini alan Mithradates Eupator ile Tzan(Laz) kabileleri tek bayrak altında birleşmiş ve Roma'ya karşı çıkılan seferler, Karadeniz kabileleri ve Lazları antik Yunanistan'ın fethine kadar götürmüştür. Böylece çoğu Roma İmparatorluğu'na ait olmak üzere 1.000.000 kilometrekarelik alan kontrol altına alınmış ve yarım milyona yakın insanın ölümüne sebep olacak savaşlar yaşanmıştır. M.Ö 67 yılında Pompey, içinde Lazlarında olduğu Karadeniz ordusunu yenilgiye uğratmış ve bu son savaşta Roma'ya karşı savaşmayan Kolkh ülkesindeki Trabzon şehrine serbest şehir statüsü verilmiştir. Mithradates de bu son yenilgisiyle Kolkhis'e (Phasis Bölgesi) sığınmıştır. MÖ 65 yılında İberya (Gürcistan) üzerinden Kolkhis'e gelen Pompey, burada kendisine direnen Laz lider Oltak'ı yenerek esir almış fakat yerlilerin davranışlarından çekindiği için Karadeniz'de kalmayarak güneye doğru yoluna devam etmiştir. MÖ 47 yılında ise Jül Sezar, Zela'da Karadeniz kabilelerini son kez yenilgiye uğratmış ve “Geldim, gördüm, yendim...” sözleriyle Doğu Karadeniz'deki Roma hakimiyetini kesinleştirmiştir.

Böylece Ordu, Giresun, Trabzon, Rize gibi şehirler 1300 yıl sürecek Roma hakimiyetine girmiş, Kolkhis de bir daha hiçbir zaman bu toprakları kontrolü altına alamamıştır. “Divide et İmpera”: Böl ve yönet politikasını çok iyi uygulayan Roma İmparatorluğu ve daha sonra Doğu Roma İmparatorluğu, Karadeniz kabilelerini kendi dinlerine çekerek kontrol altında tutmak için kaleler ve kiliseler yapmış, neticede 1300 yıllık bu Roma hakimiyeti yerli kabilelerin Romalılaşması (Rumlaşması) sonucunu doğurmuştur. Günümüzde Lazca konuşulan Lazona bölgesi(Pazar-Batum arası) Roma,Bizans hakimiyetinde kalmadığı için bu erken asimilasyondan etkilenmemiştir.

Kolkhis ise MS birinci yıllarda yerini ardılı olan Lazika Krallığı'na bırakmıştır.

LAZİKA KRALLIĞI

Lazika ya da Egrissi (Lazca: Lazik'a, Gürcüce: Egrisi, Yunanca: Lazikē, Farsça: Lazistan, Latince: Lazika) Karadeniz’in güneydoğu kıyısında tarihsel bölge. Latince'de 'Lazika'; "Lazların ülkesi" anlamına gelmektedir.

Lazika ya da Egrissi (Lazca: Lazik'a, Gürcüce: Egrisi, Yunanca: Lazikē, Farsça: Lazistan, Latince: Lazika) Karadeniz’in güneydoğu kıyısında tarihsel bölge. Latince'de 'Lazika'; "Lazların ülkesi" anlamına gelmektedir. Aynı dönem devleti Perslerin resmi literatüründe ise "Lazistan" olarak yer almıştır.Bugün Türkiye ile Gürcistan sınırları içinde yer alır.

MS 1. yüzyıldan itibaren Kolhisliler yerine "Laz" veya "Megrel" olarak anılan Megrel - Lazlar, önce Polemon egemenliğine daha sonra da Roma İmparatorluğu'na karşı bağımsızlık savaşı başlatmışlardır. 69-79 yıllarında Laz bir amiral olan Anicetus, halkını Romalılara karşı ayaklandırmıştır. Stratejik bir bölge olan Lazika’yı bırakmak istemeyen Romalılar, Lazların özgürlük mücadelesi karşısında Lazika’yı terk etmek zorunda kaldılar. Lazika giderek güçlendi ve bugün Batı Gürcistan olarak bilinen bölgede hakim oldu.

Lazika’nın güçlenmesi, Laz akınlarının Çoruh’u aşarak Güneydoğu Karadeniz Bölgesi'ne de yönelmesi ve Lazların bu bölgeye kitlesel göçleri, Roma vasalı 2. Polemon'u tedirgin etti. Krallığını Lazlardan koruyabilmek amacıyla hükümetini Romalılara teslim etti. Roma İmparatorluğu'nun bir eyaleti hâline gelmiş, bu eyalete de "Pontus Polemonyakos" adı verilmiştir. Trabzon'un doğusundan Çoruh yatağına kadar olan bölge Lazların eskiden beri yoğun olarak yaşadığı bir bölge olmasına rağmen, Lazika Krallığı'nın yönetimi dışında kalmıştır

2. yüzyıldan itibaren, Lazika Krallığı güçlenmiş, 4. yüzyılda yönetim alanını Trabzon’a kadar genişletemediyse de etki alanı içine almıştır. 395'te Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması, Lazika Krallığı’nın güçlenip genişlemesine imkân sağlamış, bugün BatıGürcistan olarak bilinen Phasis’i iktisâdî, siyâsî ve askerî açılardan birleştirmiştir. Lazika Krallığı, bir Bizans vasalı olmasına rağmen, kendisine bağlı vasalları da vardı.

Doğu sınırlarını Perslere karşı korumak isteyen Bizanslılar, Lazika Krallığı’nın siyası ve iktisadi gücünü kısıtlama yoluna gittiler. Persler, II. Yezdigerd döneminde, büyük bir ordu ile saldırıp önce Ermenistan’ı sonra da İberya (Kartli = Gürcistan)’yı ele geçirdiler. Perslerin asıl amacı, bu bölgeleri kullanarak Lazikayı ele geçirerek müttefik haline getirmekti. Aynı şekilde, Bizans için de , Lazika yönetim alanı ,Perslerin yayılmacı politikalarına karşı önemli bir bölgeydi. Bizans İmparatorluğu’nun,Lazika’nın gelirlerinden yüksek vergi alması, Bizans’a karşı olan hoşnutsuzluğun artmasına neden oldu. Bizanslıların uyguladığı baskıcı yöntemler,Lazika halkları arasında Bizans karşıtı eğilimlerin her geçen gün artmasına neden oldu. Bu eğilimlerin, Lazika’da güçlenmesi Persler için bulunmaz bir fırsattı.Ancak,Lazika kralı Gubaz,gerek Bizans ve gerekse Persler arasında çelişkilerden yararlanarak, dengeli bir dış politika uygulamaya çalışarak, yönetimi altındaki halkların zarar görmelerini önlemek düşüncesindeydi.

Kral Gubaz’ın Bizans karşıtı ve Perslerle müttefikliğe yönelik politikası, Bizanslıları oldukça rahatsız etti ve Lazika ’ya bütün güçleriyle saldırdılar. Yıllarca süren savaşlardan sonra,465 yılında Bizans ve Lazika aralarında anlaşarak çatışmalara son verdiler. Bizanslılara , karşı başkaldırının önderi Gubaz’ın yerine,Tsate Lazika kralı oldu. Karadeniz ( Acara) Kıyılarına Gürcü Göçü Lazika Krallığı’nın Rioni havzasının güney kesimi,5. Ve 6. Yüzyıllardaki Bizans-Pers savaşları nedeniyle Megrel-Laz nüfusunun tamamına yakınını yitirmişti. Bu yüzden, Arap istilacılardan etkilenen Gürcüler Kartli ’den kitlesel olarak göç ederek bu bölgeye yerleştiler.Böylece,günümüzde Müslümanları Laz,Hıristiyanları Megrel olarak adlandırılan Megrel-Lazlar arasında Gürcülerden oluşan ve günümüzde Gurya / Acara olarak bilinen tampon bölge oluştu ve Doğu Lazları(Megreller)ile Batı Lazları arasında bağlantı koptu,Daha iler ki tarihlerde Batı Lazlarının Müslüman olması(16.y.y),Megrellerin Hıristiyan olarak hayatlarına devam etmeleri iki toplum arasındaki dil,kültür ve tarihi ayrılığı derinleştirdi

8. yüzyıla gelindiğinde, Lazika Krallığı yerini; nüfusunu Abhazlar, Svanlar, Megrel-Lazlar ve bölgeye Kartli'den göç eden Gürcülerin oluşturduğu Abhazya Krallığı'na bırakmıştır. 780'lerde Abhazya Krallığı'nın sınırları kuzeybatıda Nikopsia (Tuapse), güneyde ise Çoruh yatağına kadar uzanıyordu.

Bizanslı yazarlar Batı Gürcistan’a “Lazika Krallığı” diyorlardı. Bizanslı şair ve tarihçi Agathias (6. yy) Lazika’daki Telepis Kalesi'nden söz eder. Samtredia ilçesinde Tolebi köyündeki yıkıntıların bu kalenin kalıntıları olduğu sanılır. Kilden kap kacak ticareti yeri Kitropolia burada bulunuyormuş. 6. yüzyılın ikinci yarısında Lazika’da kale kenti ve piskoposluk merkezi Petra (Çürüksu (Kobuleti)) ilçesindeki bugünkü Tsihisz'iri köyü) kurulmuştur.

LAZİKA KRALLIĞI’NIN ETKİLERİ

Lazika Krallığı, günümüzde Batı Gürcistan olarak bilinen Kolheti’yi iktisadi, siyasi v e askeri açılardan birleştirdi.Lazika,bir Bizans vasalı olmasına rağmen, kendisine de bağlı vasalları vardı.Abazgiya,Svanetya ve bağlı diğer bölgelerinde yönetimde bulunanlar,lazika kralları tarafından atanıyordu.Lazika’ya vergi ödemek ve kuzey sınırlarının korunması için asker vermek zorundaydılar.

Lazika Krallığı’nın 4. Ve 5. Yüzyıllardaki iktisadi gelişimi konusunda bilgi kısıtlıdır.

Arkeolojik bulgular ve bazı yazılı kaynaklar bu dönem hakkında bilgi edinmemize yardımcı olabilmektedir.O dönemlere ait yüksek tarım uygulaması , ürünü ve bağcılık büyük bir öneme sahipti. Hayvancılık ve ormancılık da gelişkin bir düzeydeydi. Sohumi ve Pitsunda bölgelerinde ele geçirilen arkeolojik bulgular , Pontik Sinope’den Ege’den , amfora , çanak , çömlek ve diğer Doğu ve Batı merkezlerinden ( Köln, İskenderiye ) cam eşyaların sağlanmış olduğunu göstermektedir. 2. Ve 3. Yüzyıl , özellikle de 4.yüzyıl karşılaştırıldığında seramik ithalinde bir düşüş görülmektedir. Bunun nedenlerinden biri olarak , Got istilasından sonra üretim merkezlerindeki düşüş gösterilebilir. İthaldeki gerilemenin bir nedeni olarak da , Lazika’ da yerel seramikçiliğin gelişimi düşünebilir.

Lazika’ da Kentsel Gelişim Güçlenen Lazika Krallığı, kentsel gelişimi de hızlandırdı. 4. ve 5.yüzyıllarda ,Lazika’nın teşvik ettiği kıyı kentlerindeki üretim ve ticaret önemli ölçüde gelişti. Got ve Hun istilalarının Bosfurus kentlerinde yol açtığı gerilemeler, Lazika kentlerinde etkili olmadı. Bunun en önemli nedeni Lazika’nın kendi öz kaynaklarına dayanarak ithal ürünlerini ikame edebilmesidir. 4. Ve 5. Yüzyıllarda Lazika’ da feodal ilişkilerin yoğun gelişiminden bahsetmek mümkündür. Krallığın siyasi yapısı, Kilise’nin iktisadi gelişimi ve Hıristiyanlığın yayılması ve kalıcı olması ,bu gelişmelerin göstergelerindendir. Lazika’daki kentsel ve kırsal gelişim Helenik modeli izlenmiştir.Kolheti antik kültüründeki yerel gelenekler , Batı ,Roma ve Bizans kültür unsurlarıyla bir sentez oluşturmuştur.

Seramikte Roma ve Bizans çeşit ve şekillerinden etkilenmek söz konusuysa da , toprak ürünlerinde yerel motifler belirgindir. Roma ve Bizans etkileri, kentsel yapılarda ve Kilise mimarisinde kolaylıkla görülebilir. Lazika Krallığı sınırları içindeki Phasis ( = Poti) kentinde önemli bir kültür merkezi bulunmaktaydı. Buradan yetişen ürün filozoflara örnek olarak 4.yüzyıl Grek filozofu Themistius gösterilebilir. Çin ve Hindistan’a Bağlanan Ticaret Yolları ve Lazika Lazika Krallığı’nın yönetim ve etki alanı içindeki bölge, çok önemli bir geçiş noktasıydı. Çin ve Hindistan’a bağlanan ticaret yollarının Lazika topraklarından geçmesi , bu bölgeyi gerek Bizans ve gerekse Persler için bir çekim alanı haline getiriyordu.

Bizans İmparatorluğu’nun bölgedeki etkinliği , Pers İmparatorluğu’nu rahatsız ediyordu. Eğer Persler Lazikayı ele geçirebilirlerse hem çok önemli bir stratejik bölgede etkin olabilecekler ve hem de uzun dönemde Bizanslıları bölgeden atabileceklerdi. Perslerin , Lazikayı ele geçirmek istemelerinin bir diğer önemli nedeni de müttefik olarak gördükleri, Kafkas önlerindeki ve Doğu Avrupa’daki kavimleri, Lazikayı bir üs olarak kullanarak Bizanslılara karşı savaşmaları için yönlendirmek istemeleriydi .Bu dönemde , Lazika yönetim alanında bir çok kala ve sur inşa edilmiştir .

.LAZİKA KRALLIĞI’NIN YIKILIŞI VE DOĞU KARADENİZ KIYILARINDA KURULAN LAZ THEMASI(13.Y.Y-16.Y.Y BAŞLARI)

Lazika Krallığının 7.yüzyılın sonlarında tarih sahnesinde yer almadığı, Doğu Karadeniz ve Megrelya kıyılarında 8.yüzyıldan sonra kısa bir zaman,Abhazların, daha sonra da 11.yüzyıldan itibaren Gürcülerin güçlendiğini görüyoruz. 1204′ te günümüz Pazar (Atina) ilçesinden Batum’a kadar uzanan Doğu Karadeniz sahilinde Lazia Theması (bir çeşit özerk bölge ) kurulmuştur.Laz Theması sınırları içerisinde yer alan toprakların tamamı Yavuz Sultan Selim’in şehzadeliği döneminde (16.y.y başları)Yavuzun çıktığı Kutais seferi ve Osmanlı Devleti’yle Lazlar arasında yapılan savaşlar sonunda Osmanlıya katılmış ve bölgenin ismi Osmanlı Devleti’nde Lazistan sancağı olarak adlandırılmıştır.

Lazikanın bilinen hükümdarları:

Agros . 2. yüzyıl

Malaz . 130

Mirdat c. 360 – c. 380

Baraz-Bakur c. 380 – c. 395

I. Gubazes,. 456 – 466

Damnazes, ?–521/522

I. Tzath, 521/522 – 527/528

Opsites, saltanat tarihleri bilinmiyor, büyük olasılıkla 541 öncesi

II. Gubazes . 541 – 555

II. Tzath, 556–?

I. Barnuk 660 – c. 670

Grigor 670 – c. 675

II. Barnuk 675–691

yazar: Ergün konakçı

A n t i k Ç a ğ l a r d a

DOĞU KARADENİZ. Ahmet Mican Zehiroğlu

İstanbul 1999

Dil-Tarih-Kültür ve Gelenekleriyle Lazlar. Ali İhsan Aksamaz(2000,)

Bryer, Anthony ; Some notes on the Laz and Tzan. In: Bedi Kartlisa, 21/22: 174-185 (I),Paris, 1966-67

Otar Lordkipanidze, Altın Ülkesi Kolkhis: Efsane ve Gerçekler

Kaynaklar:

Amberger, J.C. 1996 : “The secret history of the swords: Adventures in Ancient mential arts”

Armstrong, M.A. 1996 : “Monetary History of the World” , Princeton

Bandy, A.C. 1983 : “Ioannes Lydus: On Power”, Philadelphia

Bernhard, M.L. 1976 : “Dioscuria” The Princeton Encyclopedia of

Classical Sites Blockley, R.C. 1983 : “The Fragmentary classicising Historians of the Later Roman Empire, vol.II”, Wiltshire

1985 : “The History of Menander the Guardsman”, Wiltshire

Brashinskii, I.B. 1980 : “Grecheskii keramicheskii import na Nizhnem

Donu v VIII vv. do n.e.”, Leningrad

Braund, D. 1991 : “Procopius on the economy of Lazica”

Classical Quarterly 41

David Braund: Georgia in Antiquity: A History of Colchis and Transcaucasian Iberia, 550 BC–AD 562. Oxford 1994.

Heinz Fähnrich: Geschichte Georgiens von den Anfängen bis zur Mongolenherrschaft. Verlag Shaker, Aachen 1993.

1994 : “Georgia in Antiquity, A History of Colchis and

Transcaucasian Iberia 550 BC AD

562”, Oxford

Braund, D. ve Tsetskhladze, G.R. 1989 : “The Export of slaves from Colchis”

Classical Quarterly 39

Cary, E. 1925 : “Dio’s Roman History”, London

Church, A.J. ve Brodribb, W.J. 1942 : “The Complete Works of Tacitus”, Newyork

Dawes, E. ve Baynes, N.H. 1948 : “Three Byzantine Saints”, Newyork

Dennis, J. 1995 : “Pliny’s World: All the Facts and Then Some”

Smithsonian Magazine

Dewing, H.B. 1914 : “Procopius : The Persian Wars, Vol I”, LOEB

1928 : “Procopius : The Gothic War, Vol.V”, LOEB

1940 : “Procopius : On Buildings, Vol VII”, LOEB

Diakonoff, I.M. ve Kashkai, S.M. 1981 : “Répertoire Géographique des Textes

Cunéformes”, Band 9, Wiesbaden

Dilke, O.A.W. 1985 : “Greek and Roman Maps”, Baltimore

Drijvers, J. W. 1995 : “Philological and Historical Commentary on Ammianus

Marcellinus, XXII” Groningen

Dundua, G.F. ve Lordkipanidze, G.A. 1979 : “Hellenistic Coins from the Site of Vani,

in Colchis” The Numismatic Chronicle

Vol.139

Dürüşken, Ç. 1999 : “Publius Ovidius Naso, Karadeniz’den Mektuplar”, İstanbul

Frendo, J.D. 1975 : “Agathias: The Histories”

Corpus Fontium Historiae Byzantinae 2A, Berlin

Glombiowski, K. 1994 : “The Campaign of Cyrus the Younger and the

Retreat of the Ten Thousand: The Chronology”

Pomoerium 1

Golenko, K.V. 1972 : “Kolchis” , Chiron, München

1974 : “Aristarkh Kolkhidskiy I Yevo Monyety” Vestnik Drevnei Istorii, 4

1977 : “Kolchis coins” Sovetskaya Arkheologiya, 27

Gökçöl, T. 1974 : “Ksenophon : Anabasis, Onbinlerin Dönüşü” İstanbul

Granger, F. 1931 : “Vitruvius: On Architecture, Vol. I”, London

Grumbles, G. 1995 : “C. Ptolemy and Geography”, Austin

Harmon, A. M. 1936 : “Lucian, Vol. V”, London

Head, B.V. 1911 : “Historia Numorum” , Oxford

Jacquier, E. 1911 : “St. Matthias” The Catholic Encyclopedia, Vol. X, Newyork

Janssens, E. 1969 : “Trébizonde en Colchide”, Bruxelles

Jeffreys, M. ve Jeffreys, E. 1998 : “The Chronicle of John Malalas”, Melbourne

Jones, H.L. 1917 : “The Geography of Strabo” LOEB

Jones, W.H.S. 1923 : “Hippocrares, Vol. I” , London

Johnston, A. 1985 : “A Fourth Century Graffito From The Kerameikos”

Athenische Mitteilungen 100

Koshelenko, G. A. ve Kuznetsov, V.D. 1996 : “Colchis and Bosporus: Two models of

Colonisation?”New studies on the Black

Sea Littoral

Lang, D. M. 1955 : “Studies in the Numismatik History of Transcaucasia” Newyork

Magie, D. 1921: “Julius Capitolinus: The Life of Antoninus Pius”

The Sciptores Historiae Augustae, Cambridge

Marincola, J. 1994 : “Odysseus and the Historians”, Atlanta

Mayhoff, K. 1905 : “Plinius: Naturalis Historia”, Leipzig

Melikişvili, G.A. 1971 : “Die Urartaische sprache”, Rome

Mierow, C.C. 1915 : “Jordanes: The Gothic History”, Princeton

Mildenberg, L. ve Hurter, S. 1985 : “The Arthur S.Dewing Collection of Greek Coins”,

Newyork

Moravcsik, G. ve Jenkins, R. J. H. 1967 : “Constantine Porphyrogenitus

De Administrando Imperio”, Washington

Müller, K. 1855 : “Geographi Graeci Minores”, Paris

O’Donnell, J. 1982 : “The aims of Jordanes”, Historia, 32

Ökmen, M. 1991 : “Herodotus: Herodot Tarihi”, İstanbul

Paton, W.R. 1922 : “The Histories of Polybius, Vol. II”, London

1926 : “The Histories of Polybius, Vol. III”, London

Pétridés, S. 1913 : “Pityus”, The Catholic Encyclopedia, Newyork

Rackham, H. 1942 : “Pliny : Natural History, Vol.II” LOEB

1952 : “Pliny : Natural History, Vol.IX” LOEB

Rawlinson, G. 1862 : “Herodotus: The History of Herodotus”, Newyork

Richmond, J. 1995 : “The Latter Days of a Love Poet Ovid in Exile”

Classics Ireland, vol. 2, Dublin

Ridley, R.T. 1982 : “Zosimus: New History”

Byzantine Australiensia, vol.II, Melbourne

Seeck, O. 1876 : “Notitia Dignitatum”, Berlin

Silver, M. 1999 : “ Ancient Economies: The Argonaut Epos and

Bronze Age Economic History”, Newyork

Slivnik, L. 1997 : “Vitruvius’ Biography”, Prostor, vol. 5, Zagreb

Stevenson, E.L. 1932 : “Claudius Ptolemy: The Geography”, Newyork

Thackeray, H.S.J. 1927 : “Josephus: Jewish War Vol. II”, London

Tsetskhladze, G.R. 1991 : “Die Kolchischen Stempel”, Klio 73

1993 : “Colchis and the Persian Empire: The Problems of

Their Relationship”, Silk Road Art and Archaeology, 3

1994 : “Colchians, Greeks and Achaemenids in the

7 th 5

th Centuries BC : a Critical Look”, Klio 76

Tsetskhladze, G.R. ve Vnukov, S.Y. 1992 : “Colchian Amphorae: Typology,

Chronology and Aspects of Production”

The Annual of the British School at Athens

Walton, F.R. 1957 : “Diodorus Siculus: The Library of History, Vol. XI” London

1967 : “Diodorus Siculus: The Library of History, Vol. XII” London

Whitby, M. 1989 : “Chronicon Paschale: 284 628

AD”, Liverpool

Wiesner, A. 1994 : “The Return of Odysseus and the Elements of Euclid”

Colorado Springs

Zuckerman, C. 1991 : “The Early Byzantine Strongholds in Eastern Pontus”

Travaux et mémories,


Geri Git