Giriş yap все шаблоны для dle на сайте newtemplates.ru скачать
 
  • 00:28 – HOPA'DA FABRİKA KURULDU "halk üretiyor, halk işliyor, halk kazanıyor’." 
  • 17:07 – YÖREMİZE ÖZGÜ (Lazca) ARMUT FİDANI ÇEŞİTLERİ DİKİLDİ 
  • 19:23 – BATUM'DA POLİS İLE ÇATIŞTILAR 33 YARALI VAR 
  • 19:14 – 2017 AYDER FESTİVALİ NE ZAMAN YAPILACAK? İŞTE DETAYLAR 
  • 13:23 – LAZCA ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ 
  • koltuk yikama


LAZİSTAN

LAZİSTAN

Başbakan Erdoğan Diyarbakır buluşmasında Kürdistan terimini kullandı diye ciddi anlamda eleştiriler aldı. Biz de Lazistan terimini kullanırsak acaba aynı eleştirilere hedef olur muyuz? Olursak kullanmamalı mıyız? En azından irdelenmesi gerekir diye düşündük.

Lazistan, Lazların yaşadığı coğrafi bölgenin adıdır. Cumhuriyet tarihimiz boyunca kullanılmadığını söylemek yanlış olmaz. Neden kullanılmadığı sorusu bu yazının konusu değil. Biz ancak neresi olduğuna dikkat çekmeye çalışacağız. Çünkü Lazların kim oldukları kadar nerede yaşadıkları da önemlidir. Bu anlamda Lazistan, Lazların binlerce yıldan bu yana yaşadıkları bir coğrafyadır. Çoğunluk Lazlığı bölgesel olarak algılayıp Karadeniz bölgesinde yaşayanlara Laz diyor(duy)sa da, Karadeniz-Laz genellemesinin beli kırıldı. Böyle olmadığı biliniyor artık. Öncelikle şunun adını koyalım, Lazlık coğrafi bir tanım değil. Eğer bu tanımda kalırsak Karadeniz’de yüzyıllardır yaşayan Türkleri, Çerkezleri, Rumları, Hemşinleri, Gürcüleri yok saymış oluruz. Bu saydığımız etnik ve kültürel değerler Karadeniz’de en az Lazlar kadar sağlam ve renkli dokudurlar.

İkincisi dünyada var olan farklı kültürlerin ve etnik grupların hepsi için bir coğrafi tanım getirilemeyebilir. Kimi halklar için coğrafi tanım yetersiz kalabilir. O zaman dilsel tanım daha ağır basar. Bir Arap insanına genel bir coğrafi tanım getiremezsiniz. Ancak Arap’tır denebilir. Türk tanımı yapılırken coğrafi bir sınırlama yapılamaz. Türklüğün coğrafyası çok geniş bir alandır. Ama Türklüğün tanımını dilsel olarak “Türkçe konuşan Türk’tür” diye yapabilirsiniz. Bu tanım bütün Türk devletini ve coğrafyalarını kapsar.

 

Kimi halklar var ki, coğrafya ile gerçekten özdeşleşir. Etnik olarak bir Alman tanımı yapılırken coğrafyasına da Almanya diyoruz. Bir Rusun yurdu Rusya olarak tanımlanabiliyor. Bir Japon’un yurduna Japonya, Macar’ın yurduna Macaristan, Hırvat’ın yurduna Hırvatistan, Özbek’in yurduna Özbekistan diyorsak neden Kürdistan ve Lazistan diyemiyoruz ki?  Kürdistan da, Lazistan da bir coğrafyanın adıdır. Yapılacak başka türlü tanımlar ya eksik kalacaktır, ya da yanlış olacaktır.  

 

Karadeniz bölgesinde yaşayanlara Laz dendiği doğrudur ama bilimsel bir dayanağı yoktur. Havada kalan bir doğrudur. Önemli olan bir şey de, her doğrunun bilimsel olamayacağıdır. Bunun izahı şudur. Bazı yanlışlar tekrar edile edile süreç içinde kendine meşru bir zemin oluşturabiliyor. Bu, zamana bağlıdır. Yoksa hiçbir dönem Karadeniz komple Lazların olmamıştır. Bu bilinen bir gerçektir. Peki neden tüm Karadeniz’e hiçbir zaman Gürcü denmemiş, Türk denmemiş, Çerkes denmemiş, ismi ile özdeş olan Pontus denmemiş de yalnızca Laz denmiş.  İşte bu da bu yazımızın konusu olmayıp ayrıca üzerinde durulması gerekir.   

 

Lazlar aktivite olarak tüm bölgeye adını verseler de tanımlı ve adı konmuş bir coğrafyaları vardır. Cumhuriyetten sonra kullanılmaması ve bugüne kadar Lazlar arasında bir değer bulmaması bu gerçeği değiştirmiyor. Çünkü bu sebepler politiktir. Türkçe adı Lazistan olan bu coğrafyanın ayrıca “Lazona” diye Lazca adı da vardır.  Kullanımı da Lazistan gibi olmayıp yaygındır. Lazların yaşadığı yer, Lazların çok olduğu yer, Lazların yurdu anlamına gelir. Siyasi bir sınırı yoktur. Asla Lazların ülkesi anlamına gelmez.  Lazona’nın içinde kalan kasaba semt ve yer adları yine Lazcadır. Yerleşim birimlerinin adı Lazcadır. Cumhuriyet sonrası ve özellikle 1950’lerden sonra yapılan yer adlarını Türkçeleştirme politikası çok başarılı olamamıştır. 

 

Bu açıklamalardan sonra başbakanın “Kürdistan” demesine yönelik eleştirilere bakarsak olumlu yönde eleştiriler olsa da ağırlıklı olarak olumsuz eleştirildiğini görüyoruz. Öyle ki başbakanı ve AKP’yi her alanda destekleyen yandaş medyanın yazarları bile kem kum ederek yumuşak bir ifadeyle başbakanın Kürdistan demesini eleştirdiler. Örnek verilecek birçok kişi var. Ben Sabah Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel’i seçtim. Sayın Güzel Sabah Gazetesindeki köşesinde (21.11.2013) konuya değinmekte ve sözlerini şöyle noktalamakta. Başbakan’ın iyi niyetli olduğunu biliyoruz. Lâkin bu iyi niyeti istismar etmeye çalışan ırkçı-bölücüleri hoş görmemiz mümkün değildir”. Oysa Sayın Güzel bu ifadesiyle ırkçılığın alasını yapmaktadır. Güzel, Kürdistan demek kötü bir şeydir ama başbakan bunu iyi niyetle kullanmıştır diyor. İnsafınız kurusun yahu! Kürdistan belki de 5000 yıldır bir coğrafyanın adıdır. İşe bir de doğru yanından bakın.  

CHP ve MHP statükocuları da hiç şaşırtmıyorlar yani. Şartlanmışlar başbakan ne derse, ne yapsa karşı çıkıyorlar. Başbakan hangi hesapla ne yapıyor ve ne söylüyor ben bilemem ama ilk defa bir başbakan Kürtlerin yaşadığı coğrafyanın adını doğru bir şekilde söylüyor.  MHP Grup Başkan Vekili Sayın Oktay Vural bakın başbakana ne demiş. Senin koyduğun eser ortada, Diyarbakır'da nur topu gibi bir Kürdistan peydahladın" demiş. O coğrafyanın adı Kürdistan değilse nedir?Allah aşkına, burunlarının dibindeki meclis kütüphanesinden, meclisin arşivlerinden gidip baksınlar. Kürdistan neresi, Lazistan neresi görsünler. Cumhuriyet tarihine takılı kalmasınlar.  Bırakın Kürdistan’ı daha düne kadar “Kürt” demek yasaktı bu ülkede. Peki ne oldu, nereye gelindi? Azıcık aklı olan, azıcık izan sahibi kimse bunu nasıl görmez. Umutla kalın!

Kâmil Aksoylu




Yorum Yaz
Sosyal Ağlarımız
  • Facebook
  • Twitter