Giriş yap все шаблоны для dle на сайте newtemplates.ru скачать
 
  • 18:02 – Kur'an-i Kerim Lazca Açıklaması Haşr Suresi 22-24 Ayetler 
  • 20:44 – İŞTE DÜNYANIN EN TEHLİKELİ YOLU 
  • 00:28 – HOPA'DA FABRİKA KURULDU "halk üretiyor, halk işliyor, halk kazanıyor’." 
  • 17:07 – YÖREMİZE ÖZGÜ (Lazca) ARMUT FİDANI ÇEŞİTLERİ DİKİLDİ 
  • 19:23 – BATUM'DA POLİS İLE ÇATIŞTILAR 33 YARALI VAR 
  • koltuk yikama


LAZCA AYAĞA KALKIYOR

LAZCA AYAĞA KALKIYOR

Mustafa Bayındır

 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile başlayan uluslaşma sürecinde Lazca ve Laz kültürü bu sürecin kurbanlarından oldu. Lazca ve Laz kültürünün en yoğun yaşandığı ülke olan Türkiye’de çocuklarla Lazca konuşmak resmen yasaklanmamıştı belki ama yapılan baskılar, uygulamalar Lazca’yı hızla tüketmişti. Türkiye’de Lazca hızla tükenirken ve çocuklarla Lazca konuşmanın onları başarısız kılacağı inancı yayılırken, Sovyetler Birliğinde Lazca ayakta tutulmaya çalışılıyordu.    

Bugünkü adı ile Fındıklı olan Vi3’e’de dünyaya gelen İskenderi 3’itaşi, Sovyetler Birliğine giderek buranın vatandaşı olmuştu. Vi3’eli bir Laz olan 3’itaşi, Lenin döneminde Sovyetler Birliğinde Lazca ders kitapları yazmıştı. Lazca gazete çıkarmış ve Lazca eğitimin öncülüğünü yapmıştı. Fakat İskenderi 3’itaşi, Sovyetlerde kendisine kurulan komplolar sonucu ajanlık suçlaması ile idam edilerek öldürülmüştü.

 

Sovyetler Birliği çöktü, 1992 yılında Sarp sınır kapısı açıldı ve ardından 1993 yılında Türkiye’de Laz Kültür hareketi Ogni dergisi ile başlamış oldu. 1993 yılından 2013 yılına kadar kitaplar çıktı, albümler çıktı, dergiler çıktı, dernekler kuruldu ve çeşitli etkinlikler yapıldı. Fakat 2013 yılı adeta Lazlar için bir milat oldu. Laz Enstitüsü kuruldu, Laz Enstitüsü’nün İsmail Avcı Bucaklişi’nin başı çektiği Lazca Müfredatı, Talim terbiye kurulu tarafından kabul edildi ve Lazca eğitim başladı. Öte yandan İskenderi 3’itaşi’nin çıkarmış olduğu Lazca gazete “MÇ’İTA MURUNTSXİ”, İrfan Çağatay Aleksişi’nin yoğun çabaları ile “AĞANİ MURUNTSXİ” olarak yeniden yayın hayatına döndü.

Bir dönem çocukları başarısız kılmakla suçlanan ve konuşmanın ayıp sayıldığı hatta konuşanların şiddete maruz kaldığı Lazca, artık Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından resmen kabul gördü. Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ki, okullarda ders olarak okutulmaya başlandı. Bu Lazlar için büyük bir milattı. “AMA” kelimesinin anlam ifade etmeyeceği bir başlangıçtı bu. Bu başlangıç yirmi yıldır kimlik-dil-kültür mücadelesi verenlerin çalışmalarının birer meyvesi idi.

İsmail Avcı Bucaklişi kendi deyimi ile üniversite yıllarında İngilizce okurken Lazca’nın da başlı başına bir dil olduğunu fark etmiş ve bundan sonra kültürel-dilsel çalışmalarına başlamıştı. 1999 yılında Türkiye’nin ilk Lazca sözlüğünü yazan Bucaklişi’nin çalışma arkadaşı ise Hasan Uzunhasanoğlu idi. Bu iki isim 1993’ten bu yana bir an olsun boş durmadılar. Zaman zaman ortak çalışmalar yaparken, zaman zamanda birbirlerinden bağımsız çalışmalar yaptılar.

Bucaklişi, Boğaziçi üniversitesinde Lazca dersler vermeye başlamıştı. Akademik bir çevresi olan Bucaklişi, bir yandan Lazca ders gören öğrenciler yetiştirirken, bir yandan da akademik çevresine yeni isimler katmıştı. O akademik çevresinin de görüşleri ile bir Lazca müfredat hazırladı. Müfredat kabul edildi ve bundan sonra çalışma sırası Hasan Uzunhasanoğlu’na geldi.

 

Fındıklı’da Matematik öğretmenliği yapan Uzunhasanoğlu, bürokrasi ile uzun mücadeleler vererek aynı zamanda Lazca öğretmeni oldu. Böylece Türkiye’nin ilk Lazca sözlük yazarlarından birisi olan Hasan Uzunhasanoğlu, artık Türkiye’nin ilk Lazca öğretmenlerinden birisi oldu.

Lazca’nın T.C. bağlı okullarda ders olarak okutulması; Lazca’nın artık resmi bir dil olarak kabul edilmesi, Lazaların müstakil bir halk olarak kabul edilmesi ve Lazca’nın ayağa kalkması demektir.

 

Lazca’nın okullarda ders olarak okutulması için gecesini gündüzüne katan İsmail Avcı Bucaklişi’yi ve Hasan Uzunhasanoğlu’nu ayrıca tebrik ediyorum. Yaptıkları çalışmalar ile Lazca’yı ölüm döşeğinden kaldırdıklarını herkesin fark etmesi ve takdir etmesi gerektiği kanaatindeyim.

Eşinden-işinden ve çocuklarından arta kalan zamanı değil, onlara ayrılan zamandan daha fazlasını Laz dili-kültürü ve kimliği noktasında sarf eden İsmail Avcı Bucaklişi’nin bu takdire şayan başarısını gelecek nesiller muhakkak bilmelidir. Bu başarının ifade ettiği kıymet, tarih sayfalarından asla silinmemelidir. Hazırladığı müfredatın kabul görmesini Laz Enstitüsü bünyesine armağan eden Bucaklişi’nin, bu mütevazi tavrı da kesinlikle unutulmamalıdır.

Lazca’yı daha fazla konuşmak, Lazca ile yaşamak ve Laz coğrafyasında yaşamak ümidi ile Lazona’da yaşayan ve çocukların Lazca eğitim alması için kapı kapı dolaşan Hasan Uzunhasanoğlu’nun bu başarısı da alkışlanmalıdır. Ve ne derece talihsiziz ki, o coğrafyada on tane daha Hasan Uzunhasanoğlu’na sahip değiliz. Şayet onun gibi on kişi daha olsa idi bugün beş ilçede en az yüzer kişilik sınıflara sahip olabilirdik.

 

Geride bıraktığımız yirmi yıllık serüvende bu dile-kültüre ve kimlik mücadelesine katkı sunan herkese de ayrıca teşekkür ediyorum.

Lazca artık ayağa kalkıyor. Lazca artık bir dönem yasaklanan okullarda devlet eli öğretiliyor. Lazca artık sadece kırklı yaşlardakiler ve onlardan büyük olanların dili olmaktan çıkıyor. Evrensel arenada kendisine yepyeni bir yer açıyor.

 

Türkiye medyası ilk Lazca dersin haberlerini sosyal paylaşım sitelerine ulaştırmış. Bunu ancak 10 Ekim 2013 sabahı gördüm. Ne kadar duygulandım bilemezsiniz, sevinç gözyaşlarımı saklayamadım. Lazca öğrendiklerini söyleyen çocukların söylediği Lazca kelimeler karşısında gözlerim nasıl yaşardı bilemezsiniz. Bu günleri görebilmenin haklı mutluluğunu yaşıyorum. Bu işi başaran İsmail Avcı Bucaklişi ve Hasan Uzunhasanoğlu’na bir kez daha teşekkür ediyorum.

Lazca ders gören çocukların ortaya koyduğu tablo benim için Van Googh’un en güzel tablosundan bin defa daha güzel.

 

İskenderi 3’itaşi’nin başlattığı mücadele böylelikle kaldığı yerden devam edecek ve Laz çocukları okullarda kendi dillerini de öğrenebilecek. Yine 3’itaşi’nin çıkardığı “MÇ’İTA MURUNTSXİ” gazetesinin ardılı olan “AĞANİ MURUNTSXİ” gazetesi de Lazca’yı okulda öğrenen bu çocukların ellerinde yükselecek.

AĞANİ MURUNTSXİ gazetesinin yükünü omuzlayan İrfan Çağatay Aleksişi arkadaşımı da tebrik ediyorum. Daha ilk sayıda kurucularından olduğum Laz Enstitüsüne de geniş bir yer vererek Lazca eğitim-öğretimin önemine vurgu yapılmıştı. Öt yandan İrfan Aleksişi ile İstanbul’u karış karış gezip gazete dağıtımı yapıyor bir yandan da gazete hakkında insanların fikirlerini alıyoruz. İnanın başka bir şey yapsam çok yorulurdum ama bu işler beni yormak yerine ruhen daha çok dinlendiriyor.

 

Türkiyeli Lazlar, derin bir uykudan uyanıyorlar. Türkiye’de Lazca ölüm döşeğinden kalkıyor. Türkiyeli Lazlar, Lazların gerçek kahramanı İskenderi 3’itaşi’nin mirasına sahip çıkarak, onun yarım bıraktığı işleri sürdürmeye çalışıyorlar.

 

Yörenin dışından bir Laz olarak ve Lazca’yı sonradan öğrenen bir kardeşiniz olarak hepinize diyorum ki; “Artık Lazca konuşmaktan utanmayın, Lazca konuşmanın aşağılıkça bir iş olmadığına ikna olun, Lazca konuşmanın bölücülük olmadığını fark edin, Laz olduğunuzu iliklerinize kadar hissedin, artık sizin çocuklarınıza andımız adı altında her sabah yalan söylettirilmeyeceği için mutlu olun, çünkü siz bunu hak ettiniz.” 




Yorum Yaz
Sosyal Ağlarımız
  • Facebook
  • Twitter