Giriş yap все шаблоны для dle на сайте newtemplates.ru скачать
 
  • 00:28 – HOPA'DA FABRİKA KURULDU "halk üretiyor, halk işliyor, halk kazanıyor’." 
  • 17:07 – YÖREMİZE ÖZGÜ (Lazca) ARMUT FİDANI ÇEŞİTLERİ DİKİLDİ 
  • 19:23 – BATUM'DA POLİS İLE ÇATIŞTILAR 33 YARALI VAR 
  • 19:14 – 2017 AYDER FESTİVALİ NE ZAMAN YAPILACAK? İŞTE DETAYLAR 
  • 13:23 – LAZCA ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ 
  • koltuk yikama


LAZLARIN ARTIK BİR ENSTİTÜSÜ VAR

Yıllardan 2001… Bir yaz günü…  Bir rivayet ile başlayan yolculuğumda çoktan asimile olmuş Laz bir ailenin ferdi olduğumu tesadüfen öğreniyorum. Ortada hala daha somut bir belge yok, büyükler bilmiyor… Ancak benim gittiğim yol araştırmalarım takip ettiğim ayak izleri ve babamın rahmetli amcası Hasan amcamın; “Bize köye ilk geldiğimiz yıllarda Aliişi derlermiş” ifadesi, köyde tek dağınık yerleşime sahip olan mahalleden olmamız ve daha bunun gibi her sorulduğunda anlatmaktan sıkıldığım bir çok şey, benim söylediklerimi ve aslında etnik kökenimizin LAZ olduğunu doğruluyordu.  Evet Laz’dırm. Hani şu Güney Kafkas halkı olan, “celeyrum-cideyrum” diyenlerden değil de Mohtice konuşan Mohti Laz denilen Lazlar’dandım. Asimile olmuştuk…  Evet, Laz olduğunu unutmuştu dedelerim. Kim bilir en son hangisi Lazca konuşmuştu? Hülasası asimile olan o aileden ben asimile olduğumuzu fark ediyor ve yeniden kendi halkımın içine dönüyordum. Öze dönüyordum, hiç görmediğim adını bilmediğim, tanımadığım atalarımın ayak izlerinin üzerinde durmaya ve onların dillerinde seslerinde gezinen Lazca ‘yı da öğrenmem gerektiğine kanaat getirerek bir serüvene başlıyordum.

Bütün bu anlattıklarımın üzerinden tam 12 yıl geçti. Bu 12 yıl boyunca Laz dili ve kültürüne hizmet eden bütün Laz aydınları ile tanıştım, onlarla çeşitli çalışmaların içerisinde de yer aldım. Fakat bugüne dek yer aldığım çalışmaların hepsinden ziyade içinde bulunduğum LAZ ENSTİTÜSÜ’nün açılış kokteyli benim için her zaman ayrı bir yere sahip olacak.

İsmail Avcı Bucaklişi ile 2012 Şubatında İstanbul’da bir araya gelmiştik. Bana enstitüden bahsetmişti. Bir toplantı yapmışlardı ve Enstitü kurulacaktı. Yer almak istemem halinde , benimde Enstitü bünyesinde olabileceğimi söylemişti. Bu benim için çok güzel bir gelişme idi. Hem Laz dili ve kültürüne 1993 yılından bu yana aralıksız hizmet veren, nice eserler ve insanlar kazandıran İsmail Bucaklişi ile çalışacaktım, hem de Dünya’da ilk kez kurulan Laz Enstitüsü bünyesinde bulunacaktım. Gün geldi çattı, 17 Mayıs 2013 günü Laz Enstitü kuruldu. Kurucularından birisi de ben oldum.

Laz Enstitüsü kuruldu kurulmasına ancak ardından gelişen Gezi Parkı olayları, hemen peşinden Ramazan ayının gelmesi ile durağan bir süreç yaşandı. Enstitü’nün açılış kokteyli yapılacaktı.  Fakat ne tarihi belli idi, ne de nasıl olacağı belli idi. Bu süre zarfı içerisinde İsmail Bucaklişi’ye hemen her hafta açılış ne zaman diye sordum, durdum. Ekim ayının içerisinde Bucaklişi’den bir haber geldi. Enstitü’de toplanacak, açılış kokteyli için toplantı yapacaktık.

Enstitüye gittik, gerek gençler gerekse gençliğini hala yaşayan ağabeyler-ablalar bir arada fikirlerimizi masaya koyduk. Başkan Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu;  “Bu işi birisi üstlensin, bütün her şeyi o takip etsin ve bizi de yönlendirsin” dedi. Ortamda bir sessizlik oldu. Hemen yanımda oturan Bucaklişi’ye baktım, göz kırpıp ne yapalım dercesine kafamı sağa sola salladım. O da beni tasdik eder gibi olur dercesine başını sallayınca, bende el kaldırarak bu görevi üstlenebileceğimi söyledim.

Laz Enstitüsü açılış kokteylinin tüm organizasyonu ile ilgilenecek ve arkadaşların çalışmalarını yakından takip edecektim. Bu güne kadar bir çok organizasyonda bulundum ama bunun yeri bir başkaydı. 80-90 sene devlet tarafından yok sayılan ve halkın belleğinde “komik insanlar” olarak tanınan, dillerinin ise Karadeniz şivesi olduğu sanılan biz Lazların, sesini en gür şekilde duyuracağı bir açılış kokteyli olacaktı. Bundan dolayı bu görevi her zamankinden daha hassas, kılı kırk yararak yapmalıydım. Bilmiyorum ne kadar iyi çalıştım, ne kadar iyi organize ettim ancak attığım yoğun mesajlarla sanırım arkadaşları hiç boş bırakmadım.

 Yaklaşık bir ay boyunca enstitüde 5-6 kez toplandık. Toplantılarda notlar aldık, hemen alınan kararları uygulamaya koyduk. Bir ekip olaraki kolektif bir çalışma yapmaya başladık. Herkes vaktinden-işinden-eşinden-sevgilisinden-çocuklarından zaman çalarak bu çalışmalarda üzerine düşen görevi yerine getirebilme çabası içerisine girmişti. Tam bir buçuk ay boyunca kendi içimizde yoğun bir telefon trafiği ile çalışmaların gidişatını da günde 3-5 kez konuşuyorduk.

Beklenen güne sadece bir gün kalmıştı. O gün Bucaklişi ile tüm işimizi bırakmış ve bu işe konsantre olmuştuk. Sabahın erken saatlerinde Kapçonimçkidi (Hamsili Ekmek)  için önceden sipariş ettiğim hamsileri almıştım. Bucaklişi ile birlikte büyük bir markete gittik ve buradan da diğer eksiklerimizi aldık.  Sabah kalktığımızda hepimizde tatlı bir heyecan olacak ve herkes bir tarafa koşturacaktı. Öyle de oldu.

Enstitü açılış kokteyli için birkaç arkadaş hatta Başkanımız Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu’da erkenden salona gittik. Salonu gezdik, yapılan çalışmaları inceledik. Salon ve fuaye alanı artık tarihi ana ev sahipliği edecek durumda idi.

Mustafa Dudulaşi ve Adnan Avcı Bucaklişi’nin bilhassa hassasiyetle üzerinde durduğu davetiye dağıtımı meyvelerini vermişti. 656 kişilik salonun 600 kişilik oturma kapasitesi dolmuştu. BDP-HDP ve ÖDP, siyasi partiler olarak bu açılış kokteylinde yer aldılar.

Laz müziğinin ve Karadeniz müziğinin güçlü seslerinden Ayşenur Kolivar’ın seslendirdiği Lazca destan ile başlayan kokteylde, “MA LAZİ MCOXONS” isimli bir de slayt gösterisi oldu. He bu arada söylemeden geçemeyeceğim, Ayşenur Kolivar sahnede destan okurken, küçük kızı annesini istiyor ve ağlıyordu. Üstelik Kolivar, diğer sanatçı arkadaşları gibi kurucusu olduğu Laz enstitüsünden hiçbir ücret almadan sahnesini başarı ile tamamlıyor ve katılımcıların kuvvetli alkışları ile sahneden ayrılıyordu.

Laz Enstitüsü Başkanı Prof.Dr.Mehmet Bekaroğlu’nun açılış konuşmasını protokol konuşmaları takip etti. Ancak bu konuşmalara üç tane Vi3’uri (Fındıklılı) damgasını vurdu.

Bunlardan ilki 1999’da Bucaklişi ile Türkiye’de çıkan ilk Lazca sözlüğü Hasan Uzunhasanoğlu idi. İlk Lazca sözlüğü nasıl yazdıysa, Türkiye’nin de ilk Lazca öğretmeni olmuştu. Uzunhasanoğlu, Fındıklı’da yaşayan bir Matematik ve Lazca öğretmeni idi ve Ç’urç’avas köyündendi.

Türkiye’nin ikinci Lazca öğretmeni, Nazım Hikmet’in dediği gibi eğik burunlu ve konuşmayı şehvetle seven bir Laz olan Ali Gümüş’te duygu ve düşüncelerini aktardı.

LAZLARIN ARTIK BİR ENSTİTÜSÜ VAR

 

İstanbul’da doğup büyüyen ve burada sadece babası ile Lazca konuşan henüz 11-12 yaşlarında ki Tanura Dudulaşi’de Lazca bir konuşma yaptı.

Program bundan sonra birbirinden güzel Lazca şarkılarla devam etti.

Sahneye önce Lazlar’ın pavarottisi Erdal Bayrakoğlu çıktı. Bayrakoğlu’nun sahnesinde, büyük bir kalabalık sahneye çıkarak horon oynadı.

Çok değil 1-2 yıl önce Meleni Sarpi’den, Kvaomxaze’den, Kvariati’den sesleri işitilen 4 Laz kızının dillerini unutmamak, şarkılarını yaşatmak için kurdukları GRUP ŞURİMŞİNE’de Laz Enstitüsü açılışına katıldı ve birbirinden güzel Lazca şarkılarını seslendirdi.

Sahneye en son Grup Marsis çıktı ve Marsis ekibi sahnede sadece şarkı söylemedi ve adeta görsel bir şölen yaşattı. Marsis’in şarkılarına eşlik eden Lazlar, Tulumla horon oynamayı da ihmal etmedi.

Programın sonunda Laz börekleri, Hamsili Ekmek – Kuru pasta ve meşrubattan oluşan ikramlar yapıldı. Laz Böreği ve Hamsili Ekmek için sabahlayan İsmail Avcı Bucaklişi’nin yengesi ve yanılmıyorsam Adnan Avcı Bucaklişi’nin de annesi olan Bülbül Avcı hanım, bizim ikram konusunda aldığımız o güzel tebriklerin yegane sahibidir. Kendisine sağlıklı bir yaşam diliyorum. Elleri dert görmesin.

Laz Enstitüsü’nün açılışına bir çok Laz dernekleri-platformlarından katılanlar oldu. Bunların içerisinde birinsin yeri çok farklı idi. Türkiye’de bir çok Laz tarafından sevilen ve yaptıkları ile gönülleri adeta fetheden Lazebura Derneğinin yönetim kurulu üyesi Nurten Kurnaz, Almanya’dan iş için geldiği İstanbul’da birkaç gün daha fazla kalarak enstitü açılışına katıldı.

LAZLARIN ARTIK BİR ENSTİTÜSÜ VAR

 

Sima Vakfı çevresi de aynı şekilde Laz Enstitüsü açılışına büyük ilgi gösterdi. Mevcut Başkan Yılmaz Avcı, eski başkanlar Orhan Bayramin – Gülay Burhan Bayramin ve kurucu üyeler Mecit Çakırusta ile Vecdi Cihangir’de açılışa katıldılar. Mecit Çakırusta’nın köyü olan Dutxe’de bir dönem başkanlık yapan ve Çakırusta’nın da oğlu olan Şakir Çakırusta’da bu açılışa katılanlar arasındaydı.

Türkiye’de ilk Lazca gazeteyi çıkarmak için bir ekip kurarak yola çıkan ve gazetenin ikinci sayısını çıkaran AĞANİ MURUTSXİ Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İrfan Çağatay Aleksişi’de bu güzel açılış kokteylinde yer aldı.

LAZLARIN ARTIK BİR ENSTİTÜSÜ VAR

Programın bitiminde önce etkinliğin olduğu yerde güzel bir horon halkası kuruldu. Arından da Kadıköy’de bir mekan kapatıldı ve bir kutlama da orada yapıldı. İtiraf etmeliyim ki, ben hayatımda hiç bu kadar eğlendiğimi bilmem. Alkol kullanmam ancak alkolsüzde sarhoş olunuyormuş, hele ki tulum varsa hepsine bedeldir. 

Laz Enstitüsü’nün açılışına uzaktan yakından gelen herkese şükranlarımı sunuyorum. Hepsinin ayaklarına sağlık. Fakat burada isim isim teşekkür etmeden geçemeyeceğim benim için değerli insanlar var.

Laz Enstitüsü bünyesinde gençleri örgütleyen Adnan Avcı Bucaklişi’ye,

Sahnede Lazca sunum yapan hem kurucu hem de yönetim kurulu üyesi Mustafa Dudulaşi’ye

Sahneye sunuculuk deneyiminin bütün profesyonelliğini yansıtan Mihriban Yaşar’a

Bir an olsun yanımdan ayrılmayıp benimle birlikte koşturan Bonusumuz Mehmet Alper’e

Sahnede ki enstrümanların kurulmasında yoğun çaba sarf eden Tulumcu Onur Kahveci’ye

Misafirleri önce karşılayan sonrada onlara ikramlar yapan Safa Barış Sarımusli’ye

İkramlar için mutfağı büyük bir titizlikle yöneten Esra Çayırcı’ya

Kameranın azizliğinin ardından mutfakta görevini sürdüren Atakan Avcı’ya

Hem fotoğraf makinesi ile anı ölümsüzleştirip hem de ikramların dağıtılması noktasında bizlere yardımcı olan Ferid Fikret Kocababaoğlu’na

Lazika Yayın Kollektifi standında kitap satışı yapmak için saatlerce ayakta kalan Parpali Ebru’ya

Fotoğraf makinesi ile her kareyi ölümsüzleştiren ve her zaman mütebessim çehresi ile etrafına pozitif enerji saçan Selen Balcı’ya

Hamsili Ekmekler – Laz Böreklerini hazırlayan Bülbül Avcı ve ona yardım eden Eylem Bostancı Avcı’ya

Yörede davetiyelerin dağıtılmasında bizlere yardımcı olan ve Türkiye’nin Lazca öğretmenleri Hasan Uzunhasanoğlu ile Ali Gümüş’e

Sesleri-şarkıları ve yorumları ile bizleri neşelendiren Erdal Bayrakoğlu – Ayşenur Kolivar – Grup Marsis – Grup Şurimşine ve saz tüm sanatçılarımızın saz ekibine

Yakışıklı Tulumcumuz ve horoncumuz Hasan Kaboğlu’na

Lazlar’ın yoğunlukta yaşadığı Meleni Sarpi’den gelen Sofo Bakradze ile Kvariati’den gelen Maia Memişişi’ye

İstanbul’da can kardeşlerini evinde ağırlayan Keti Kakabadze Özşahin’e

Şurimşine grubunun solisti ve İstanbul’da Lazlarla iç içe yaşayan Lela Bekirişi’ye

Açılış kokteyli sonrası bizlere ziyafet çeken işadamı Orhan Avcı’ya

Bir gün bu satırları Lazca yazabilmem için bana yardımcı olan Yılmaz Avcı - Mecit Çakırusta – İrfan Aleksişi – Hasan Uzunhasanoğlu – Dudulaşi Mustafa – Murat Güven’e

LAZLARIN ARTIK BİR ENSTİTÜSÜ VAR

 

Enstitümüze tecrübeleri  ve değerli fikirleri ile hizmet eden Nükhet Eren ve Sevil Aktepe’ye

Laz Enstitüsü açılışına kalmak için Türkiye’de kalma süresini uzatan Nurten Kurnaz’a

Pankart-afiş gibi reklamcılık konusunda can damarımız olan B.Mustafa Sonbay’a

Şiirleri ve renkli kişiliği ile bizlere her zaman örnek olan Mustafa Çupina’ya

Böylesine ciddi bir işte faydalı olabilmem için bana görev veren Prof.Dr. Mehmet Bekaroğlu’na  

Laz Enstitüsünün kurucusu olmamı sağlayıp, üstlendiğim sorumlulukta bana tecrübeleri-bilgi birikimleri ile her zaman yardımcı olan ve “Mustafa sana güveniyoruz” diyerek (gaz veren J ) beni daha fazla cesaretlendiren 93 yılından bu yana varlığını Laz dili ve kültürüne adayan İsmail Avcı Bucaklişi’ye

Teşekkür ediyorum,

NTSAŞA EXTİT……
Mustafa Bayındır

 

 

 




etiketler: Lazca
Yorum Yaz
mu ti va ren ağabeyiçkimi
ma akçakoca lı vore
Sosyal Ağlarımız
  • Facebook
  • Twitter