Giriş yap все шаблоны для dle на сайте newtemplates.ru скачать
 
  • 00:28 – HOPA'DA FABRİKA KURULDU "halk üretiyor, halk işliyor, halk kazanıyor’." 
  • 17:07 – YÖREMİZE ÖZGÜ (Lazca) ARMUT FİDANI ÇEŞİTLERİ DİKİLDİ 
  • 19:23 – BATUM'DA POLİS İLE ÇATIŞTILAR 33 YARALI VAR 
  • 19:14 – 2017 AYDER FESTİVALİ NE ZAMAN YAPILACAK? İŞTE DETAYLAR 
  • 13:23 – LAZCA ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ 
  • koltuk yikama


LAZ ENSTİTÜSÜ KURULDU

LAZ ENSTİTÜSÜ KURULDU

Bir önceki yazıma 93 Sürecinden Laz Enstitüsü’ne diye başlamıştım.  Enstitünün kurulduğu yaklaşık iki ay kadar bir zaman oldu ve Sayın Mehmet Bekâroğlu enstitü başkanlığına getirildi. Kamuoyunda saygın kişiliği ve duruşuyla tanınan Bekâroğlu’nun uzun dönem başkan kalmasını diliyorum. Şüphesiz 20 yıl önce adımları atılan bu oluşuma dolaylı dolaysız birçok kişinin katkısı olmuştur. Ama asıl işi sürükleyen ve kotaran başta İsmail Avcı Bucaklişi olmak üzere üç beş kişiyi de geçmez. Onların hakkını teslim etmek gerekir.

Şimdi öncelikle yapılması gereken hep birlikte bu enstitünün ayakta kalmasını ve gelişmesini sağlayıp adına yakışır şekilde bir araştırma kurumu haline getirebilmektir. Lazca binlerce yıldan beri sadece sözde yaşayarak konuşma dili olarak günümüze gelebilen bir dildir. Günümüze kadar gelebilmesi de belki bir şanstır ama artık böyle kalırsa bu şans da yok olacaktır. Anadilinde eğitim ve anadili eğitiminin tartışılıp kabul edildiği ülkemizde Lazca adına bu boşluğu dolduracak ve bu görevi en iyi üstlenecek kurum sanırım Laz Enstitüsü’nden başkası olamaz. Bundan sonraki hedef İstanbul’da atılan bu adımı asıl alan olan Lazona’ya taşıyabilmektir. Bu anlamda SİMA Doğu Karadeniz Hizmet Vakfı ve Laz Kültür dernekleri olarak faaliyet gösteren dernekler de büyük şehirlerde yapılanmış olup Lazona’da pek bir aktiviteleri yoktur. Enstitü ile birlikte bunların da önünün açılabileceğini umuyoruz. Şüphesiz bütün bunlar enstitü disiplini ve anlayışına dayalı sorumlulukla geliştirilecek işlerdir. Umarım bunlar başarılacak ve taşlar yavaş yavaş yerine oturacaktır.

Süreç henüz yeni başladı ve ilk zorlukların aşılması için kişi kurum ve kuruluşların desteği önemlidir. Bunları sağlayabilmek için enstitü olarak istisnasız herkese açık, dürüst, tarafsız, farklı görüşlerden faydalanıp eleştirilere de açık olmak gerekiyor. Bu doğrudan enstitünün yönetimi, tavrı ve tutumuyla ilgilidir. Elbette ki henüz çok erkendir ama bunlar için beklenmesi gerektiğini sanmıyorum. Her kurumda görülebilecek bu tür rahatsızlıklar aşılabilmelidir.

Bu anlamda birkaç şey söylemek istiyorum. Önceki yazımdan sonra böyle bir yazıyı biraz daha zaman geçtikten sonra yazacaktım ama artık şimdi yazmak zorunda kaldım. Bundan bir hafta kadar önce Laz Enstitüsü Facebook sayfasına girenleri derinden üzen ve şaşırtan bir olay yaşandı. Kısacası sayfa için hazırlanan bir dövizdeki ifadeleri hatalı bulup eleştirenlere hakaret edildi. Böyle bir tahammülsüzlüğe ne gerek var. O sayfa enstitü sayfası. Değişik görüşler adabına uygun tartışılmalı. Sonuçta o hakaretler kaldırıldı elbette de biz üzerimizdeki soğuk şoku atamadık.  İkinci günü enstitü sayfasından Lazlar adına bir özür ya da kınama yazısı istedik. Biz bunu istedik diye biz gruptan atıldık. Neler düşünürken işi nereye getirdik. Peki bizim hiç mi söz hakkımız yok? Elbette ki enstitüye kötü niyetli yaklaşımlar da olabilir. Bunların önlemi alınmalıdır. Ama burada doğrudan kötü niyetli olan biz olduk. Asla mağdurluk edebiyatı yapmıyorum. Asla amacım bağcı dövmek değil, üzüm yemektir. Ben 20 yıldır kendi yöremde Lazca araştırma yapan biriyim. 93 sürecinden bu yana yayınlanan kitapların, dergilerin ve Lazca eser ne varsa en az yarısında materyal olarak katkım vardır. Laz dili, kültürü ve deyimler ve atasözleri üzerine yayınlanmış iki kitabım var. Ve benim bu platformda bir hafta önce yazdığım yazı da Laz Enstitüsü üzerinedir. Ben enstitü için kötü niyetli biriysem ve bunu enstitü yönetimindeki arkadaşlar söylüyorsa o da onların takdiri.  Kendimi savunmam anlamsız olur.

Benim vurgulamak istediğim sadece kendi yaptıklarıyla kamuoyu oluşturmaya çalışmak Lazcaya bir şey katmayacağı gibi enstitünün alanını daraltır ancak. Dilbilgisinden yoksun kişilerin yöreden yöreye değişen ve 8-10 diyalekte sahip Lazcayı tartışmaları elbette ki enstitünün görüşünü ortaya koymaz. Bunların bilimsel bir karşılığı da yok zaten. Ama madem konu açılıp tartışılmaya sunuluyor, adabında tartışılıyorsa bırakın tartışılsın. Enstitüye zararı olmaz. Hatta bulguları değerlendirmede yararlı olur. Yönetimdeki arkadaşlar bunları önleyebilecek ve sosyal medyayı en iyi şekilde değerlendirebilecek niteliktedirler.

Sonuçta ben dışlansam da adı Laz Enstitüsü olan bir kuruma önem veriyorum. Bu sorunlar her kurumda olduğu gibi burada da olacaktır. Önemli olan diyalog yollarını kapatmamaktır. Eleştiriye açık olmak nitelik katar. En kötü eleştiri bile en güzel pohpohlanmalara yeğdir.

Enstitü kurmak zor bir iş, yaşatmaksa daha zordur. Buraya hiç kolay gelinmedi. Bu kurum en iyi şekilde yaşatılmalı ve bunun için herkes elinden gelen desteği sunmalıdır. Son söz olarak 93 Sürecinden sonra Lazlar için ikinci bir milat olan Laz Enstitüsüne bu zorlu yolda başarılar diliyorum. Umutla kalın. 

Kâmil Aksoylu

 




Yorum Yaz
Sosyal Ağlarımız
  • Facebook
  • Twitter